Volkanların eteklerindeki siyah kumlu patikalarda ve donmuş lavların arasında yürümek, Etna Yanardağı’nın alt kısımlarında yetişen ağaçları incelemek gerçekten sıradışı bir deneyim. Stromboli’den gece volkanlara doğru baktığımızda hala canlı olduklarını görmek ve gecenin karanlığına gönderikleri renkleri incelemek insanı korkutuyor ama bir o kadar da büyülüyor. Bu eşsiz yerlerde geçireceğiniz 7 günü kolay kolay unutabileceğinizi sanmıyoruz.
Güzel Taormina teraslarından Akdeniz’in her iki körfezini ve Etna Yanardağı’nın muhteşem manzarasını izlemek mümkün. Harika konumu, nefis bahçeleri, villaları, Ortaçağ’dan kalan tarihi meydanı, Yunan Tiyatrosu ve 15.yy’dan 19.yy’a kadar uzanan sarayları ile 100 yılı aşkın bir süredir sadece gezginleri değil aynı zamanda Goethe ve D.H.Lawrence gibi ünlüleri de sayısız kez kendisine çekmiş olan Taormina. Bu güzelliklerin yanı sıra Taormina’da kaliteli balık lokantaları, nefis pastaneler (Marzipan, Cassate Keki, Cannoli ve diğer Sicilya pastaları), alışveriş merkezleri de bulmak mümkün.
Etna, 3.350 mt boyu ile dünyanın en yüksek yanardağları’nda birisi. Kilometrelerce alana yayılan etekleri, daima karla kaplı dumanlı zirvesi gerçekten görülmeye değer. Dağ’ın kuzey kraterlerinde yürüyüş sıradışı bir deneyim çünkü burada siyah kumların ve donmuş lavların arasından fışkırmış yeşil ve altın sarısı ağaçlar sanki ay yüzeyinin yeşermiş hali gibi duruyor. Yeşil, sarı, siyah tonlar ve Akdeniz’in turkuaz mavisi iç içe tezat bir görüntü oluşturuyor.
Stromboli Adası, Sicilya’nın kuzey-doğu açıklarında, Aeolian Takım Adalarının ve Akdeniz’in kristal sularının arasından fırlamış siyah bir inci gibi. Aktif volkan adayı yeşil akıntılar ve siyah kumlarla belirgin hale getiriyor. Kasabanın merkezindeki caddeler modern araçların dahi geçemeyeceği darlıkta ve tepelerden kıvrılarak sahil boyunca ilerliyor. Beyaza boyanmış, köşeleri yuvarlak kare evler, avluları ve etrafı çevrilmiş duvarları ile adeta Kuzey Afrika’yı anımsatıyor. Bahçeler begonviller, limon ve portakal ağaçları yanı sıra güllerle kaplı. Plajda gerçekten de siyah kumların üzerine uzanıp güneşleniyorsunuz.
Hem Etna hem de Stromboli’nin mutfağı ağırlıklı olarak deniz ürünlerinden oluşuyor. Tuna, kılıç balığı, ahtapot, midye, istiridye, yengeç, kalamar, ançüez burada oldukça bol ve lezzetli. Marine edilmiş balık, kekikli ekmek ve şifalı otlarla sunulan kılıç balığı sarması, domates ve tuna soslu Maccheroni ve domates soslu ançüez’i mutlaka denemeli. Deniz rezenesi, mercanköşkü, nane gibi şifalı ve yaban otlarının bu mutfakta çok önemli bir yeri var. Hamur işleri ve balığın hemen hemen tüm çeşitlerinde mutlaka bu tip tatlandırıcı ve faydalı otlar kullanılıyor. Kebere (gebre otu), zeytin ve çam fıstığının da birçok lezzetin yaratılmasında yaygın olarak yeri bulunuyor. Fırıncılar; badem, limon ve portakal ile Marzipan, Cannoli, Cassata gibi olağanüstü lezzetli kekler ve kurabiyeler hazırlıyorlar. Etna’nın eteklerindeki tepelerde yetişen üzümler, içinde bol mineral barındıran volkanik lavlı toprağın sunduğu lezzet nedeniyle beyaz ve kırmızı şarap yapımı için çok ideal. Bu üzümlerin posası da daha az çıktığı için bölgede verimli şaraplar yapılıyor.
Bu seyahat sırasında; Etna ve Stromboli’de 2 şarap tadım seansına katılıyor, yerel karakterlerle iletişim kuruyor, Yunan Tiyatrosu’na ev sahipliği yapan Taormina’yı keşfediyor, doğal bir alanda deniz kenarında çamur banyosu yapıyor, bu sıcak, olağanüstü jakuzi’de sağlık buluyorsunuz. Taormina’da harika bir villa’da 3 gece kalıp deniz ve Etna Yanardağı’nın harika manzarasının tadını çıkarıyor, Stromboli Adasındaki otelde 2 gece boyunca huzura eriyor ve Taormina yakınındaki tepelerde konumlanmış oteldeki son gecenizde mutluluğun doruklarına çıkıyorsunuz.
Kaynak : devrialem.com