Urla sokaklarında dolaşmanın tadına doyamayacaksınız... Bir Ege kasabasında kaybolmanın ne demek olduğunu anlayacak; ama işin fenası bundan ciddi olarak hoşlanacaksınız... Urla, yeni otoyolla şehir merkezine o kadar yakın ki, 15- 20 dakika içinde kendinizi İzmir’in göbeğinde bulabilirsiniz. Ya da tam tersi 15 dakika içinde bambaşka bir dünyaya ayak basabilirsiniz. Bu sebeptendir ki, birçok site yapılmış, binlerce İzmirli kendini Urla’ya atmış bile. İlçe merkezi, deniz kıyısından içeride. Çarşısı ve cuma günleri kurulan pazarı birkaç saati hak ediyor. Ama eski Rum evleri, tabir yerindeyse “yıkılıyor”!
Ünlü isimlerin tercihi
Ünlü Yunanlı şair Yorgo Seferis’in 1900 yılında dünyaya geldiği Urla, birçok ünlü isme de ilham vermiş. Hatta İskele Mahallesi’nde doğduğu ev, şimdi bir otel. Tanju Okan, yakın bir tarihe kadar Urla lokantalarında yemek yemiş. Sahildeki balık lokantaları oldukça iyi. Urla’da deniz kenarında oturup güzel bir yemek yemek farz. Çevreyi de keşfe çıkmak lazım. Klazomenai Antik Kenti’ni mutlaka ziyaret edin.
Seferihisar
İzmir’e 45 dakika uzaklıkta
Urla Yarımadası’nın güneydoğu kıyısında yer alıyor. İzmir merkeze sadece 45 dakika uzakta. En eski yerleşim, MÖ 2000’lerde başlıyor. İsminin Romalı general Tysaferin’den geldiği de varsayılıyor. Kore Savaşı’na katılan Türk kuvvetlerinin, 1951-1960 yılları arasındaki eğitimleri, Seferihisar’da yapılmış. 1920’lere kadar, Rum ve Türk halkları birlikte yaşamış. Mübadeleyle Rumlar gitmiş. Selçuklu ve Osmanlılardan kalma yapılar, görülmeye değer. Çeşmeler, hamamlar ve camileri atlamayın. Civarda antik kentler de var: Teos, Lebedos antik kentleri. Bir de Karaköse Harabeleri ve Myonnesos Adası da görülebilir. Birçok kaplıca da mevcut. Ben denemedim, girenler memnun kaldıklarını söylediler. Seferihisar’ın 60 km’lik kıyı kuşağı var. Daha çok hafta sonu, günübirlik turistler geliyor. Akkum, son yıllarda sörf yapanların dikkatini çekiyor.
Karaburun
Sakin bir tatil için birebir
Ellenmemiş bir doğa arıyorsanız, Karaburun’a mutlaka uğrayın. “Ben İzmir’de olamam” diyeceksiniz...
Tarihteki ismi “Mimas” olan Karaburun, Homeros’un kaleminden “Rüzgârlı Mimas” olarak ölümsüzleşmiş. “Narkissos” öyküsü, herkesin bildiği kendine âşık olan gencin hazin sonu, söylenceye göre Karaburun’da yaşanmış. Civarda açan nergis çiçekleri, Narkissos’un günden güne yok olan bedeninde hayat bulmuş. Karaburun’da bol bol yüzmek, yapılacak en güzel şey. Zeytincilik hâlâ
yapılıyor.Virajlı yollar, kalabalık olmasını engellemiş. Dalış yapmak mümkün, rüzgârıyla sörf yapanların da ilgisini çekmeye başladı. Şimdilik çok kısa geçiyorum, farkındayım; ama ileride K Karaburun’u da, Urla’yı da ayrı birer konu olarak yazacağım; söz!
Ne yenir?
*Karaburun’da her tür ottan yapılmış börekleri yemeden dönmeyin. Bir de sarmaşık otunun soğanla kavrulmasından yapılan bir tür yemek var; enfes. Arapsaçı köftesini de deneyin...
* Urla’da mutlaka bir balık-rakı keyfi yapılır. Yanında bolca otlardan mezeler ve nefis zeytinyağlı bir salata. Denizin kokusu da püfür püfür gelsin...
*Gene Urla’da o enfes katmeri yemeden dönmeyin. Herhalde 10 bin kalori falan, ama olsun!
* Urla merkezi çok güzel. Ayakta kalan bir cami ve şadırvan bile var. Cuma günleri kurulan pazarı çok
zengin; ama daha çok bahar ayları renkli.
* Her üç yerde de eski taş evlerin resimlerini çekebilirsiniz. Ne güzel yaşamışlar...
* Tabii ki bol bol yüzün, Karaburun’da dalın. Ufak bir hatırlatma: Urla’da pek denize girilmiyor, plajlar
yarımadanın diğer taraflarında.
* Seferihisar’daki Cumalı, Karakoç ve Kelalan kaplıca ve ılıcalarını ziyaret edebilirsiniz. Daha çok yerli
turistlerin ilgisini çekiyor.